Tarihsel Süreç
Türkiye’de rektörlük seçimleri, Cumhuriyet’in ilanından bu yana çeşitli değişikliklere uğramıştır. İlk olarak 1946 yılında kabul edilen kanunla rektörlerin seçimle göreve gelmesi öngörülmüştür1. Bu dönemde rektörler, fakülte profesörler kurullarının yapacağı toplantılarla iki yıl için seçiliyordu(2).
1980 askeri darbesi sonrasında kurulan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile birlikte, 1981 yılında rektörlük seçimleri kaldırıldı ve rektörlerin atanması devlet başkanının yetkisine bırakıldı(2). 1992 yılında yapılan düzenlemeyle seçimler geri getirildi; öğretim üyeleri tarafından seçilen adaylar arasından YÖK’ün önerdiği üç kişi Cumhurbaşkanı tarafından atanıyordu(1).
Son Dönemdeki Uygulamalar
2016 yılında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile rektörlük seçimleri tekrar kaldırıldı ve Cumhurbaşkanına doğrudan rektör atama yetkisi verildi(3). Bu değişiklik, akademik özgürlük ve üniversite özerkliği açısından çeşitli eleştirilere neden oldu(4).
Anayasa Mahkemesi Kararı
Anayasa Mahkemesi, 2024 yılında verdiği kararla Cumhurbaşkanının rektör atama yetkisini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti(2). Mahkeme, yeni bir düzenleme yapılması için bir yıl süre tanıdı(1). Bu karar, rektörlerin seçimle belirlenmesi gerektiği yönündeki görüşleri güçlendirdi(1).
Eleştiriler ve Öneriler
Rektörlük seçimlerinin kaldırılması, akademik özgürlüğün ve üniversite özerkliğinin zedelenmesine yol açtığı yönünde eleştiriler almıştır(5). Akademisyenler, rektörlerin seçimle belirlenmesinin üniversitelerin bağımsızlığı ve akademik özgürlüğü için daha uygun olduğunu savunmaktadır(5).
Akademik Özgürlük İçin Tercih Edilen Yöntem
Üniversitelerde akademik özgürlüğün sağlanması için rektörlerin seçimle belirlenmesi önerilmektedir. Bu yöntem, öğretim üyelerinin doğrudan katılımını sağlayarak üniversite yönetiminde demokratik bir yapı oluşturur(5). Ayrıca, rektörlerin akademik yeterliliklerine göre seçilmesi, üniversitelerin bilimsel standartlarını yükseltir(1).
Beklenen Kritik Sorunlar
- Akademik Özgürlük: Rektörlerin atanması, akademik özgürlüğün kısıtlanmasına yol açabilir. Seçimle belirlenen rektörler, akademik çevrelerin beklentilerini daha iyi karşılayabilir(6).
- Üniversite Özerkliği: Üniversitelerin özerkliği, rektörlerin seçimle belirlenmesiyle daha iyi korunabilir(6).
- Yönetim Kalitesi: Seçimle belirlenen rektörler, üniversitelerin yönetim kalitesini artırabilir ve daha demokratik bir yönetim yapısı oluşturabilir(6).